Netflix’in yeni yapımı ‘Suç Mahalli: Cecil Hotel’ üzerine eleştiri | Gazete Stalk
e
sv

Netflix’in yeni yapımı ‘Suç Mahalli: Cecil Hotel’ üzerine eleştiri

01 Mart 2021 18:44
avatar

gazetestalk

  • e 4

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 1

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

CANSU TETİK – ELEŞTİRİ

Netflix’te yayınlanan Suç Mahalli: Cecil Otel adlı belgesel ile son günlerde Elisa Lam olayı tekrar gündeme geldi.

Belgesel ilk bölümde Elisa Lam’in esrarengiz kaybına değiniyor. Soruşturma dedektif görüşü ağırlıklı ilerliyor. İkinci bölümde ise polis teşkilatının meşhur gizemli videoyu kamuoyuyla paylaşmasıyla beraber soruşturmaya internet dedektifleri dahil oluyor. İnternetteki insanların videoyu detaylı incelemesiyle videonun zamanlamasının bulanık olduğu, yavaşlatıldığı ve 53 saniyesinin kesilmiş olduğu fark ediliyor.

Cecil Hotel’in daha önce çok sayıda cinayete, intihara ve fuhuşa ev sahipliği yaptığı belgeselde örneklerle anlatılıyor. Belgeselde Cecil Hotel’de 10 sene müdürlük yapan Amy Price da yer alıyor. Tüm soğukkanlılığıyla otelin kötü şöhretini doğruluyor. Otelin karanlık geçmişinde olan gizemli olayların bir kaçı söyle :

Oteldeki gizemli ölümler serisi ilk olarak 1931 yılında 46 yaşındaki W.K. Norton’ın zehir içerek intihar etmesiyle başlıyor. Daha sonrasında onlarca insan daha bu otelde intihar ediyor, en az 3 kişinin camdan atlayarak öldüğü bilinirken bir kişi de kendi boğazını jiletle keserek intihar ediyor.

1937’de 25 yaşındaki Grace E. Magro otelin camından düşüyor veya atlıyor ancak genç kadının bedeni elektrik tellerine takılıyor ve şoka maruz kalarak ölüyor.

1944’te akli dengesi bozuk olan 19 yaşındaki Dorothy Jean Purcell, sevgilisi ile kaldığı Cecil Otel’de gece yarısı şiddetli karın ağrıları ile uyanıyor, hamile olduğundan habersiz olan genç kadın tuvalette kendi kendine doğum yapıyor. Zaten akli dengesi yerinde olmayan Dorothy, olayın verdiği dehşet ve korku ile küçük bebeği odanın camından aşağı atıp öldürüyor.

1947’de vahşice öldürülen zavallı kadın Elizabeth Short’un cesedi Cecil Otel’in 8 blok ötesinde bulunuyor. Otel ve Black Dahlia arasında açıkça ve resmi olarak tam bir bağlantı kurulmamış olsa da birçok yerde birlikte anılıyorlar.

1954’te Helen Gurne isimli orta yaşlı kadın, kendisini 7. kattaki odasının camından atıyor ve otel tabelasının üstüne düşerek ölüyor. Cesedi bir süre tentenin üzerinde kalıyor, hatta yoldan geçerken bu görüntüyü gören 26 yaşındaki bir adam fenalık geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor.

1962’de 27 yaşındaki Paulline Otton otelin 9. katındaki odasında kocası Dewey ile tartıştıktan sonra kendini öldürmeye karar veriyor ve camdan aşağı atlıyor. pencerenin hemen altında yürümekte olan 62 yaşındaki George Gianini’nin üzerine düşüyor ve her ikisi de olay yerinde anında can veriyor.

Aynı yıl Julia Moore isimli bir misafir daha 8. kattaki odasının camından atlayarak intihar ediyor. Arkasında bir intihar notu bırakmıştır ancak çantasında tren bileti ve 1.800 dolarlık bir banka hesap kağıdı bulunur. Polisler Cecil’deki cinayet ve intiharları incelemeyi bıraktığı için kadının ölümü de intihar olarak kayıtlara geçer.

1964’te otelde kalan operatör emeklisi, güvercin kadın lakaplı Goldie Osgood odasında tecavüz edilmiş, dövülmüş ve öldürülmüş olarak bulunuyor, katil zanlısı bulunamadan dosya kapanıyor.

1976’da 26 yaşındaki Jeffrey Thomas Paley, otelin terasından müşterilere ve yoldan geçenlere rastgele ateş açıyor, neyse ki kimseyi vuramıyor ve polis tarafından tutuklanıyor.

1985’te The Night Stalker lakaplı seri katil Richard Ramirez, Cecil’de kaldığı süre içerisinde tam 13 kişiyi katlediyor. Söylentilere göre Ramirez, gece otele dönüp kanlı kıyafetlerini otelin arkasındaki çöplüğe atıp arka kapıdan içeriye sadece iç çamaşırlarıyla giriyor. Otel öyle bir batakhane haline gelmiş ki, bu acayip durum bile kimsenin gözüne batmıyor.

1988’de 7 yıllık kız arkadaşını öldürmekten aranan Robert Sullivan, 2 ay sonra Cecil otelde yakalanıyor.

1991’de Ramirez taklitçisi Jack Unterweger otelde kalmaya başlıyor. Aynı zamanda yazar olan ve çokça hayranı bulunan seri katil otelde kaldığı sürede üç hayat kadınını öldürüyor, daha sonra oteli Ramirez’in anısını yaşatmak için seçtiğini söylüyor.

Kayıtlara geçmeyen veya günümüze taşınmayan daha birçok olay yaşanan bu otelin en dikkat çekici anısı ise şüphesiz Elisa Lam’in ölümü oluyor.

Otel Skid Row’da sokakta kalan evsizlerin günlük az paraya kalabildikleri suç yuvası haline geliyor. Herkes de bunun farkında. Turistler hariç.

Otelde kalan turistlerin, suyun renginden, kokusundan ve basıncından şikayetçi olmasıyla bakım teknikeri su tankını kontrol ettiği sırada otelde kaybolan 21 yaşındaki Elisa Lam’in cesediyle karşılaşıyor. Otelde detaylı araştırma yapan polisler olayı aydınlatamıyorlar. Yani olayın cinayet olduğunu kanıtlayan bir delil yok ama intihar olduğunu kanıtlayan bir delil de yok. Ölüm sebebi otopsiye şaibeli olarak yansıyor.

Belgesel o dönemde internette çok konuşulan komplo teorilerine yer veriyor bunlardan bazıları şöyle; bir kesim Elisa Lam’ otel çalışanının ya da otel çalışanının da içinde olduğu birinin öldürdüğünü düşünüyor. Gizemli ve oynanmış asansör videosu büyük ölçüde buna sebep oluyor.

Bir diğer teori ise intihar edebileceği. Polisin ilk açıklamasına göre su tankının kapağı kapalıydı. Peki, Elisa intihar ettiyse kapağı nasıl kapatmıştı? Polis daha sonra açıklamasını değiştiriyor ve kapağın açık olduğunu söylüyor belgeselde. Elisa’nın bilinen ve belgeselde de değinilen bir tumblr bloğu var. Bloğunu günlük olarak kullanıyor. Depresyon ve bipolar teşhisi konulduğuna blogda değiniyor. Eğer intihar etmiş olsaydı yazmayı ve paylaşmayı seven bir kız veda etmez miydi?

Elisa’nın cansız bedeni su tankında bulunduktan birkaç gün sonra Skid Row’da 4.600’den fazla evsiz verem hastalığına yakalanıyor. İlk vaka ise Cecil Hotel’de görülüyor. İnternet dedektifleri bunun bir tesadüften çok evsizlerin sayısını azaltmayı hedefleyen bir planın parçası olarak Elisa Lam’in Los Angeles’a gönderilmiş olabileceğini düşünüyor. İlginç tesadüflerin belgeseldeki adıyla eşzamanlılıkların birisi de veremi tespit etmek için yapılan testin isminin LAM-ELISA olması. Bir başka dikkat çeken şey ise Elisa’nın eğitim gördüğü British Columbia Üniversitesi’ne büyük bir verem araştırma merkezi bulunması. İnternet dedektifleri Elisa’nın bir biyolojik silah olarak kullanıldığını, çok şey bildiği için devlet tarafından öldürüldüğünü iddia ediyorlar.

Peki, bu kadar önemli ve büyük teorilere değinen belgesel teorileri nasıl açıklıyor dersiniz? Açıklamıyor. Bütün bu iddialar uyuşmazlıklar havada kalıyor. Madem bu iddialara yanıt vermeyecekti neden böyle bir belgesel çekildi?

Son bölümde belgesel internetten yaptığımız yorumların bazı insanların hayatına mâl olabileceğini o dönemde internette bu cinayetle suçlanan Death Metal müzisyeninin röportajına yer vererek açıklamaya çalışmış. Bu da benim gözümde belgeselin tüm seyrini çekiliş amacını değiştirdi. Sonunu bu havada kalan teorilerin mantıklı açıklamalarla çürütülmesini beklerken konu siber zorbalık ve etkilerine taşındı.

Elisa Lam cinayeti 2013’te gerçekleşiyor. Otel 2017’de kapatılıyor. Belgeselin yayım tarihi ise otelin satıldığı seneye denk geliyor. Peki bu bir tesadüf mü yoksa otelin yeni sahiplerinin kötü şöhretten sıyrılmak için yaptığı halkla ilişkiler çalışması mı?

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Kapaklı escort bayan Kilimli escort bayan Termal escort bayan Korgan escort bayan Burhaniye escort bayan Of escort bayan Şehzadeler escort bayan Marmaris escort bayan Karaköprü escort bayan Dulkadiroğlu escort bayan Keşap escort bayan Turhal escort bayan Suşehri escort bayan Yerköy escort bayan Oba escort bayan Malkara escort bayan Gozlu escort bayan Gelibolu escort bayan Perşembe escort bayan Edremit escort bayan