Boğaziçi olaylarının arka planı: Z kuşağı nasıl etkilendi? | Gazete Stalk
e
sv

Boğaziçi olaylarının arka planı: Z kuşağı nasıl etkilendi?

01 Mart 2021 16:06
avatar

gazetestalk

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Prof. Dr. Melih Bulu’nun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanması, öğretim üyeleri ve öğrencilerin tepkisine neden olmuştu. Uzun zamandır süren protestolara ilişkin farklı üniversitelerden pek çok öğrenci, ‘’Rektörlük ataması üniversitenin bağımsızlığına zarar vermektedir” derken, sürecin kendilerini nasıl etkilediğini Gazete Stalk'tan Hümeyra Fidan'a anlattı.

GAZETE STALK – HÜMEYRA FİDAN

Haliç Üniversitesi rektörlüğünü yürüten Melih Bulu, 2 Ocak 2021 tarihinde yayımlanan kararname ile Cumhurbaşkanı tarafından Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne atandı. Öğretim üyeleri, bunun 1980 darbesinden bu yana üniversite dışından atanan ilk rektör olduğunu belirttiler. Öte yandan atanan Rektör Melih Bulu’nun daha önce AK Parti milletvekilliği aday adayı olması nedeniyle atamanın siyasi bir hamle olduğunu düşündüklerini dile getirdiler. Melih Bulu’nun yeterli akademik geçmişe ve tecrübeye sahip olmadığının, bu nedenle getirildiği statüye de uygun olmadığının altını çizdiler. 4 Ocak’ta başlayan protestolara ilerleyen günlerde, yaşananlara destek olmak amacıyla birçok lise ve üniversite mezunları ile farklı üniversitelerden öğretim üyeleri de katıldı.

‘’İSİMLERİ DEĞİL, SİSTEMİ ELEŞTİRMELİYİZ’’

Melih Bulu’nun rektörlüğe atanmasının ardından farklı üniversitelerden pek çok öğrenci de Boğaziçili öğrencilerin direnişine destek oldular.  Bulu’nun atamasını doğru bulmadığını ve isimlerden çok uygulanan sistemin değiştirilmesi gerektiğini belirten İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü öğrencilerinden N.Ş konu hakkındaki görüşlerini, ‘’Burada kişiden bağımsız olarak yöntemsel yanlışlar bulunmakta. Boğaziçi gibi köklü ve prestijli bir okulun kültürüne uygun olmayan bir isim ve yöntem uygulanıyor. Bu nedenle sistemi eleştirmek ve hakkımızı aramak başta Boğaziçili öğrenciler olmak üzere tüm öğrencilerin en doğal hakkıdır’’ şeklinde dile getirdi.

Lisans ve yüksek lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesinde tamamlamış olan İ.S.E, süreci yakından takip ettiğini ve bu sürecin Boğaziçi’ndeki demokratik ortamın gaspının yanında, ülke demokrasisini de bozduğunu düşündüğünü dile getirdi.  ‘’Oradaki birçok öğrenci ülkenin 4 bir yanından gelmiş ve vurgulanın aksine elitist değil emekçi ailelerden gelmiştir. Zaten geleceğin hepimiz için kaygılı olduğu ortamda 20-25 yaşında hem kendisi hem ülkesi için hakkını arayan gençlerin tutuklanmasının büyük haksızlık olduğunu düşünüyorum. Her video her haber de canım acıyor. Boğaziçi her üyesine göre bir yuva bir evdir. Bu süreçte geleceğimizle ilgili olan kaygılarım daha da artıyor’’ diyen İ.S.E, tüm bu olumsuz süreç ve yaşananların yanında yine de birliktelik ruhu içinde okulu için umudunun olduğunun da altını çizdi.

Marmara Üniversitesi öğrencilerinden H.K, ‘’Boğaziçi Üniversitesi Türkiye’yi dünya genelinde de en iyi temsil eden üniversitelerden birisidir. Öğrencilerin ve öğretim üyelerinin içinde bulunduğu durum adaletten uzak, etik olmayan bir durumdur.’’ diyerek, öğrenci ve öğretim üyeleri başta olmak üzere her bireyin itiraz hakkının olduğunu dile getirdi.

‘’BU MÜCADELE BİZİM GELECEĞİMİZ’’

Üniversite rektörlerinin atama yoluyla değil, seçimle başa gelmesi gerektiğinin altını çizen N.Ş, bu konudaki düşüncelerini, ‘’Boğaziçi Üniversitesi Öğrenci Temsil Kurulu Başkanı Hasan Demir Kıran’ın da söylediği gibi 75 yıl öncesine kadar Boğaziçi rektör seçimlerimde antidemokratik bir ortama müsaade edilmiyordu. Boğaziçi Üniversitesi kendi içerisinde demokratik şekilde seçim yaparak rektör seçiliyordu. Seçim sonucunda en çok oyu alan aday dışındaki akademisyenler çekiliyordu ve kazanan aday cumhurbaşkanlığına bildiriliyordu. Sonrasında bunu bir basamak değiştirerek 6 aday çıkarıp YÖK’e bildiriyor ve 3 aday cumhurbaşkanlığına iletip bir tanesi rektör olarak atanıyordu. İlk defa 2016 yılında aday bile olmamış Mehmet Özkan rektör olarak atanmıştır. Esasında Mehmet Özkan Boğaziçi Üniversitesi kültürüne sahip bir insan olmasına rağmen kişiye değil getirilme yöntemine tepki gösterilmiştir. Her ne kadar uygun bir aday olsa dahi bu şekilde bir atama söz konusu olmamalıdır‘’ sözleriyle dile getirdi.

Boğaziçi mezunlarından İ.S.E de rektörlerin atama yoluyla seçilmesinin doğru olmadığını vurguladı. İ.S.E, ‘’Birçok ana akım medyasında, hükümet yetkililerin vurgusunda bunun yasal olduğu vurgulanıyor. Bunu hepimiz biliyoruz. Ancak üniversitelerin bir kültürü vardır. Belki bu hükümet tarafınca bilinmiyordu. Ama eskiden her okulda olduğu gibi rektörler üniversitenin tüm bileşenlerinin dahil olduğu bir karar sistemi ile seçilir. Buradaki müdahale 2016 yılında da yapılmıştı o zaman da yanlıştı. O zaman da kabul etmemek için direndik ancak çeşitli siyasi olaylarla gündemden kaldırıldı. Yine yapılan yanlıştır. Yine kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.


‘’ÜNİVERSİTELER ÖZERKLİĞİNİ YİTİRME YOLUNDA’’

Protestoların temelinde Boğaziçi Üniversitesinden çok daha önemli bir konu yattığını ve bunun üniversitelerin özerkliğinin yitirilmesi korkusu olduğunu belirten N.Ş, ‘’Üniversitelerin hem itibarı hem de bilim yuvası olma amacına tamamen ters düşecek sistemlere çeviriyorlar. Bu sebeple sadece Boğaziçi öğrencileri değil başta tüm öğrenciler olmak üzere bu ülkede yaşayan ve demokrasiyi savunan herkesin farkında olması ve susmaması gerekiyor’’ diyerek, bunun bireysel değil toplumsal bir önem taşıdığının altını çizdi.

Eylemlere katılanların ‘terörist’ olarak adlandırılması konusundaki düşüncelerini ise ‘’ Eylemlerini hür ve barışçıl bir şekilde yapan bu öğrencilere terörist diyerek geleceğin parlak fikirlerini kirletmeye ve ışıklarını söndürmeye çalışıyorlar. Büyük bir kitle içerisinden iki üç kişinin hatalı söylemlerini tüm kitleye yıkmamak gerekiyor‘’diyerek belirtti.

Medipol Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencilerinden C.C, konu hakkındaki görüşlerini, ‘’Özgürlük ve demokrasiden bahsedilen bir ülkede öğrencilerin fikir özgürlüğüne karışan ve şiddet uygulayan bir iktidarın geçmişte yaptığı şeylerde pozitif hareketler görmek mümkün değil. Unutmayın ki nerede özgürlük kavramı çok geçiyorsa orada özgür fikir ve özgür düşünce yoktur’’ şeklinde dile getirdi.

 
‘’GEÇMİŞTE GÖRDÜĞÜMÜZ KÖTÜ MUAMELEYİ TEKRAR YAŞIYORUZ’’

‘’Cumhurbaşkanı ve hükümetin onlardan farklı düşünen, hakkını arayan her kitleye “terörist” demesine alıştık. O yüzden şaşırtıcı bir itham değil. Ancak hem onlar hem de diğer herkes bu öğrencilerin terörist değil geleceğimiz olduğunu biliyor. Sadece onların bunu itiraf edecek kadar kendilerine güveni olmadığını düşünüyorum.’’ diyen İ.SE, iktidara karşı bakış açısının değişmediğini belirtti ve ‘’Bu ilk değil daha önce de iktidarın çok kez hakkını arayanlara terörist dediğini, daha önce de üniversitemize ve diğer üniversitelere antidemokratik yöntemlerle müdahale ettiğini biliyorum. O yüzden maalesef geçmişte gördüğümüz kötü muameleyi tekrar tekrar yaşadığımızı düşünüyorum’’ diyerek görüşlerini dile getirdi.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Kapaklı escort bayan Kilimli escort bayan Termal escort bayan Korgan escort bayan Burhaniye escort bayan Of escort bayan Şehzadeler escort bayan Marmaris escort bayan Karaköprü escort bayan Dulkadiroğlu escort bayan Keşap escort bayan Turhal escort bayan Suşehri escort bayan Yerköy escort bayan Oba escort bayan Malkara escort bayan Gozlu escort bayan Gelibolu escort bayan Perşembe escort bayan Edremit escort bayan